 |
 |
Yaklaşmakta olan genel seçimler öncesinde siyasi partilere uyarı ve önerilerde bulunan Tüketici Hakları Merkezi Genel Başkanı Ömer KESER “seçime hazırlanan tüm siyasi partiler tüketici haklarına sahip çıkmalı ve çevreye saygılı olmalıdır” dedi.
Tüketici Hakları Merkezi Genel Başkanı Ömer KESER’in konuyla ilgili açıklaması aşağıdadır.
Tüm Türkiye yeni meclisi seçmek üzere 22 Temmuz tarihine kilitlenmiş durumdadır. Seçimlerin erkene alınması dolayısı ile hazırlıklarını tamamlayamayan partilerin programsız bir şekilde her yere afiş ve pankart asacağı endişesiyle böyle bir açıklama yapma zarureti hissettik. Bu bağlamda;
Temsil ettiğimiz tüketici kitlesi adına ülkemizde her seçimde yaşanmakta olan ve vatandaşlar arasında kavgalara varan hadiselere sebebiyet veren bayrak ve afiş yarışına bu seçimlerden başlamak üzere son verilmesi ve bu vesile ile çevre ve gürültü kirliliğinin önüne geçilmesi gerektiğine inanmaktayız.
Yine seçime girecek olan tüm siyasi partilerin parti programlarında, tüketiciler ve hakları konusunda muhakkak surette düzenlemelerin bulunması gereğine inanıyoruz.
Seçmen; çevre ve insan haklarının yanında, gelişen ve geçen süreç içerisinde önemi fark edilen tüketici haklarının da parti programlarında görülmesini istemektedir. Bir sivil toplum örgütü olarak ve seçmen olan tüketicinin de tarafı olarak açıkça çağrıda bulunuyoruz;
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın Adı Değişmelidir
Genel seçimlerin yapılmasını takiben tüketici hakları adına atılması gereken önemli adımların olduğu düşüncesindeyiz.
İlk olarak bugüne kadar Sanayi ve Ticaret Bakanlığı olarak anılan bakanlığın isminin Sanayi Ticaret ve Tüketici Bakanlığı olarak değiştirilmesini önermekteyiz. Bu sayede ilgili bakanlık 75 milyon tüketiciyi genel müdürlük düzeyinde değil bakanlık düzeyinde temsil edecektir.
Yeni meclisin çalışmalara başlaması ile birlikte zamanla ortaya çıkan eksiklikler ve yanlış anlamalarla ilgili olarak 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunda ivedi değişiklikler yapılmalıdır.
İlk defa 1995 yılında yürürlüğe giren Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun, 2003 yılında revize edilerek tüketicilerin haklarını araması noktasında büyük bir güvence ve dayanak olmuştur. Fakat değişen alışveriş alışkanlıkları, kanun ve ilgili yönetmeliklerin uygulamasında yaşanan aksaklıklar Tüketici Kanununda değişiklik yapılmasını kaçınılmaz kılmıştır.
Derneğimiz tarafından yapılan incelemeler neticesinde başta bankalar olmak üzere mal ve hizmet sunan birçok sektörün Tüketici Kanununun uygulamasında keyfi davrandığı ve kanun ile verilen sürelere riayet etmediği tespit edilmiştir.
Servis Süresi Düzenlenmelidir
Satın almış olduğu ürünü garanti süresinde arızalan bir tüketici, kanun gereği 30 işgünü beklemek zorunda bırakılmaktadır. Bu süreye cumartesi, pazar ve diğer resmi tatil günlerinin dâhil olmadığı göz önünde bulundurulduğunda mağdur bir tüketici ortalama 35 – 40 gün bekletilebilmektedir. Buna göre yaz başında buzdolabı/soğutucusu arızalanan bir tüketici tamir için müracaat ettiği yetkili servis tarafından bazen yaz ortasına kadar bekletilebilmektedir. Yeterli sayıda servis istasyonu ve yedek parça bulundurması gereken firmaların(servislerin) bu şartları yerine getirmemelerinin zararlarını günlerce bekletilerek mağdur duruma düşürülen tüketiciden çıkarılması kabul edilebilir bir durum değildir. Mevzuat hükümlerinin buna müsaade etmesi tüketicinin korunmasını düzenleyen kanunun âdeta tüketici aleyhine hükümler içermesi anlamına geldiği izahtan varestedir.
İl Hakem Heyetlerinin Kararları Bağlayıcı Olmalıdır.
Yine 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile tüketiciler ile firmalar arasında 790,12 YTL ye kadar oluşan uzlaşmazlıklarda, ilçe Kaymakamlıklarında bulunan İlçe Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerine müracaat etmek zorunlu kılınmıştır. Tüketici Sorunları İlçe Hakem Heyetleri tarafından alınan kararların icra kabiliyeti bulunmaktadır. Yani mahkeme kararı hükmündedir. Fakat Büyükşehirlerde; İl Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerinin kararlarının yaptırımı olmadığı için bu kurullarca verilen kararlar ancak mahkemelere kuvvetli delil olarak sunulabilmektir. Tüketici Mahkemelerinde yaşanan yoğunluk dikkate alındığında Tüketici Sorunları İl Hakem Heyetleri kararları için yeni bir düzenleme yapılması elzem görülmektedir.
Kredi Kartı Sözleşmeleri İncelemesi İçin 7 Gün Boyunca Tüketicide Bırakılmalıdır
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda yapılmasını istediğimiz değişiklikler hakkındaki önerilerimizi aşağıda maddeler halinde sunmaktayız. Söz konusu değişiklik önerileri seçimden sonra işbaşına gelecek hükümetçe bir an önce hayata geçirilerek tüketicilerin mağduriyetlerinin derhal önüne geçilmelidir.
1) Kredi ve Banka Kartları hizmetlerinden aidat, yıllık bedel, komisyon vb. isimler altında herhangi bir bedel alınmamalıdır.
2) Kredi Kartı sözleşmeleri imzalanmadan önce tüketiciye sözleşmeyi okuması; üzerinde değişiklikler yapması ve müzakere edebilmesi için 7 günlük süre verilmeli; Sözleşme bu süre sonunda imza altına alınmalıdır. Bu süre içersinde imzalanan sözleşmeler tek taraflı olarak kabul edilmeli ve tüketiciyi bağlamamalıdır.
3) Malın tamir süresi en fazla 30 gün olmalıdır. Bu süre mala ilişkin arızanın servis istasyonuna, servis istasyonunun olmaması durumunda, malın satıcısı, bayii, acentesi, temsilciliği, ithalatçısı veya imalatçısı/üreticisinden birine bildirim tarihinden itibaren başlamalıdır. Malda oluşan arızanın 15 gün içerisinde giderilememesi halinde, imalatçı/üretici veya ithalatçı; malın tamiri tamamlanıncaya kadar, benzer özelliklere sahip başka bir malı tüketicinin kullanımına tüketici talep etmeksizin tahsis etmek zorunda olmalıdır.
4) Değeri 790,12 YTL ile 2000 YTL arasında bulunan uyuşmazlıklarda tüketici, İl Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerine başvuruda bulunabilme seçimlik hakkına sahip olmalı; bununla birlikte bu uyuşmazlıklarda heyetin vereceği kararlar tarafları bağlamalıdır. Bu kararlar da İcra ve İflas Kanununun ilamların yerine getirilmesi hakkındaki hükümlerine göre yerine getirilebilmelidir.
Ömer KESER
Tüketici Hakları Merkezi
Genel Başkanı
Bu haber 2.459 kez okundu...
|
 |